Uçaktan indik, shuttle ile Termini'ye ulaştık ve işte ilk yurtdışında yol-iz bulma tecrübemizle başbaşa kalmış bulunmaktayız. Neyseki gelmeden önceki araştırmalarımız en büyük kurtarıcımızdı. Termini'den metroya binip bir durak ilerideki Cavour istasyonunda inip otelimize ulaşmak ilk amacımız :) Tabi benim gelmeden önce google maps üzerinde bütün adresleri işaretleyip iphone'a indirdiğim maps.me isimli uygulama çok işimize yaradı, özellikle uygulamanın internete ihtiyaç duymadan yalnızca şebeke üzerinden bulunduğumuz yeri göstermesine tam 10 puan :)
Otelimiz Cavour metro istasyonunda indiğimizde metro çıkışına 50 metre mesafede İtalyan mimarisindeki bir apartmanın 2. katıydı. Otelimizdeki görevliler o kadar tatlıydı hemen bize küçük bir harita üzerinde gidebileceğimiz yerleri işaretlediler, biz de eşyalarımızı bıraktıktan sonra hemen Roma sokaklarına attık kendimizi.
Otelin önündeki caddeden 200 metre aşağı indiğimizde karşımıza Roma Forumu ve Colleseum çıkıyordu. Bizde gezi planımızda otele yakın olduğu için ilk gün Forum ve kolezyum gezilerini eklemiştik ancak otele vardığımızda saat 16:00 olduğundan ve son giriş saatini kaçırdığımızdan bu turu Roma'daki son günümüze bıraktık.
Forum ve kolezyumu dışarıdan görüp caddeden Piazza Venezia'ya doğru yürümeye başladık. Caddenin kaldırımları Şubat sonu için turist bakımından oldukça kalabalıktı. Oysaki geçen araba sayısı yok denecek kadar azdı.
 |
| Kolezyumun önünde duran bu amcanın sırrını hala çözebilmiş değilim :/ |
 |
| Kolezyum |
 |
| Roma Forumu'nun girişindeki kapı |
 |
| Kolezyum'dan Piazza Venezia'ya çıkan caddeden neredeyse hiç araba geçmemesi:) |
Piazza Venezia'ya geldiğimizde bizi bembeyaz bir saray karşıladı. İtalyanların düğün pastası diye adlandırıp hiç beğenmedikleri Altare della Patria ismi verilen bu bina bembeyaz mermer taşından ve oldukça görkemli olarak karşımıza çıktı. İtalya'nın ilk kralı Victor Emmanuel tarafından İtalya'nın birleşmesi anısına yaptırdığı ve önünde de Vittorio Emmanuel'in at üzerinde bir heykeli de bulunan bu saray, her ne İtalyanlar tarafından saf beyazlığının tarihi dokuyu bozduğu düşüncesiyle beğenilmese de bence çok gözalıcı bir güzelliği vardı.
 |
| Altare della Patria |
 |
| Piazza Venezia |
 |
| Piazza Venezia |
Piazza Venezia'dan sonra arkamızı Altare della Patria'ya verip soldaki caddeden ilerlediğimizde Piazza Navona'ya ulaştık. Burası sokak sanatçılarının uğrak mekanı olan bir meydan ve akşamın ilk saatlerinde oldukça keyifliydi.
 |
| Piazza Navona |
 |
| Piazza Navona |
 |
| Fontana dei Quattro Fiumi (Dört Nehir Çeşmesi) |
 |
| Fontana dei Quattro Fiumi (Dört Nehir Çeşmesi) |
Piazza Navona'da biraz acıktığımızı farkettik ve gezi listemizin yemek bölümündeki Pizzeria Da Bafetto'ya gitmeye karar verdik. Piazza Navona'nın alt tarafında kalan Via Governo caddesinde bulunan bu pizzacının ilginç yanı 18:30 da açılıyor olması. Eğer açılış saatinden daha geç giderseniz içeri girebilmek için sıra beklemeniz çok muhtemel. Biz gittiğimizde saat 18:20 civarıydı ve mekan henüz açılmamıştı ama önünde sıra oluşmuştu bile. Kapı açıldı ve Bafetto usta herkesi tek tek masalara yerleştirdi. Şanslıymışız ki ilk turda son giren biz olduk ve Yunan 4 gencin masasına iliştirildik :)
 |
| Ev şarabı :) |
Çok acıktığımızdan olsa gerek pizzalarımız geldiğinde fotoğrafını çekemeden hüpletmiştik bile :)
Fiyatların çok uygun olduğunu söylemem gerek. İçecekler dahil seçiminize göre 15€ civarına kalkabilirsiniz.
Yemeğimizi de yiyip iyice mayışınca Roma sokaklarını ağır ağır geçerek otelimize geri döndük ve böylece ilk günü tamamlamış olduk.