P.s: Uçak biletlerimizi İzmir'den Roma'ya tek rezervasyon numarası ile değil de ayrı ayrı aldığımız için havaalanında bagajlarımızı İstanbul'da tekrar almak üzere teslim ettik. Bundan sonra gideceklere tavsiyem; eğer uçuşlarınız tek bilet üzerinde değilse online check-in yapmadan havaalanına giderseniz yetkililer bagajlarınızın iç hatlar uçuşunuzdan dış hatlar uçuşuna trasnferini sizin almanıza gerek kalmadan yapıyor. Ancak bizim gibi online check-in yaparsanız İstanbul'da alıp tekrar bagaja vermek zorunda kalırsınız :(
İstanbul Sabiha Gökçen'de ilk freeshop deneyimimizi de yaşamış olduk. Resmen çikolata cennetiydi bizim için. Başımız döndü onu mu alsak bunu mu diye ancak sadece yolluk bir iki atıştırmalık alıp gerisini Türkiye dönüşüne bıraktık.
Roma uçuşumuzda uçak o kadar boştu ki eşimle biz bir sıra koltukta (3 koltuk) ayaklarımızı uzata uzata hem yolculuğumuzun tadını çıkarttık hem de Roma ile ilgili araştırdığım bloglardan derlediğim gezi yazılarına göz atıp rotamızın üzerinden geçtik.
Her ne kadar Pegasus Havayollarını sevmesem de (bunun sebebini gezimin son yazısında anlatacağım.) bu manzara gerçekten müthişti.
Roma saatiyle 13:40'ta Fiumicino havaalanına indiğimizde bizi biraz uzun bir pasaport kuyruğu bekliyordu. Avrupa Birliği vatandaşlarının ellerini kollarını sallayarak girdikleri bölüme bakarak iç çeksek de bizim sıramız da hızlı ilerledi ve damga basılan pasaportlarımız ile birlikte valizlerimizi alacağımız salona doğru yöneldik.
Fiumicino havaalanı İzmir'deki Adnan Menderes Havaalanı büyüklüğündeydi. Yani merak etmeyin kaybolmazsınız. Biz valizlerimizi aldıktan sonra daha önce bloglardan okuduğum üzere Roma Pass almak için tourist info'ya yöneldik. Roma Pass'imizi aldıktan sonra (36€/kişi başı) sıra bizi Roma merkezine (Termini) götürecek Havaş benzeri otobüslerin kalkış noktasını bulmak oldu. Biraz zorlansak da otobüsleri de bulduk. Birden fazla otobüs firması aynı yere gidiyordu. Biz de bir an önce gezimize başlamak istiyorduk bu nedenle ilk kalkan otobüs için gişeden biletimizi aldık ve yoğun kalabalık arasında son 2 koltuğu olan otobüse bindik.
Son 2 koltuktan birinin muavin koltuğu olduğunu gördüğümüzde biraz hayal kırıklığına uğramış olsak da eşim bu sayede panoramik bir şehir manzarasıyla yolculuk etmiş oldu. Ben ise havaalanından çıktığımız andan itibaren her yeri video kaydına alan ve yan koltuğumuzda oturan kızı ile eşine sürekli birşeyler söylemesine karşın onlar tarafından kesinlikle dikkate alınmayan Japon bir annenin yanında oturdum. Eşimin kesinlikle daha rahat seyahat ettiğini söyleyebilirim :)
Bunlar da eşimin muavin koltuğundan çektiği kareler...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder